Türkiye’de Bilişim ve Devlet Politikaları


Sansürün Çözümü için 2 Yol Var.

Değişik kırılmaların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz bu kırılmaların bir kısmı vatandaşın lehinde bir kısmı aleyhinde. Devletin ortaya çıkardığı denetleyici “hasta” tutum bizi bizden koruyacak radde gelmiş bulunmakta. Karşıt tepkinin oluşmayacağını düşünseler dışarıya interneti tamamen kapatacaklar. Abartıyor gibi görünsem de ortaya konulan uygulamalar bize bu sonucu getiriyor.

Şimdi bu problem neden ortaya çıkıyor? Problem siyasette mi yaşanıyor yoksa devlette mi?

Bana kalırsa durumun siyasetle ilgisi olmakla birlikte siyasetin devlet tutumu üzerinde büyük etkisi yok.  Devlet vatandaşı için karar alıyor gibi görünse de bilişim konusunda “bilgi” yetersizliğini trajikomik bir biçimde ortaya koyuyor, bize yarar sağlayacağına zarara veriyor. Hani ne derler “kaş yaparken göz çıkarıyor”. Uzman kişilerden rapor almadan yada uzmanları dinlemeden aldıkları sansürleyici  kararlar bahsettiğim konunun ispatıdır.

Devlet kurumları haklarımızı, hürriyetlerimizi korumak ve T.C. yasalarını uygulamakla yükümlüdür. Evet bu konuda katılıyorum yasaların “eksiksiz” bir biçimde uygulanmasını tüm yüreğimle destekliyorum fakat yasaların “çarpık” bir biçimde kullanıldığını görünce bu destek aşkınız sönüyor.

Devlet kurumları bilişimi, interneti ve dünyada uygulanan ar-ge felsefesini doğru algılamamışa benziyor öyle olsaydı şu anda bu problemleri yaşamıyor olurduk.

Devlet  “yasalarca” gerçekleştiğini düşündüğü suçların internetin doğası olduğunu ve T.C. topraklarında yaşayan toplumunun internetteki toplumla bir tutulamayacağını kavrayamıyor.

Devlet diyor ki; bu kütüphanenin bir kaç rafında pornografik kitap var. Biz diyoruz ki; bu kütüphanenin %99’unda yararlı bilgi içeren dersler var onları görmüyorsun da neden sadece 5-10 kitaba takılıyorsun. Fakat devlet anlamıyor ve kütüphaneyi tamamen kapatıyor.

Karşılaştığımız bu problemler devletin halktan kopuk yanlış tutumundan kaynaklanmaktadır. Onlarca yıldır aynı problem, halkın fikirlerinin devlet nezdinde önem arz ettiğini yaşarken göremeyecek miyiz? Halkın seçme yetkisi ve özgür iradesi vardır. Doğru ile yanlışı ayırt edecek ve kendi yolunu çizecek iradeye sahiptir. Ben vatandaş olarak başkalarının haklarına gasp etmeden özgürce istediğimi yapmak istiyorum. Fakat bu imkan bize sunulmuyor.

Türkiye kendi politikilarını oluşturabilecek ve kendi kanunlarını yazabilecek bir güce sahiptir. Bugün internet ve bilişim problemlerinin yaşanmasındaki en büyük etkenler tarihte aranmalıdır.

Bilgisayar ve internet geçen hafta bulunmadı yıllardır var ve Türkiye’de 1980’lerden bu yana kurumsal ve kişisel olarak kullanılıyor.

Hükümet veya Devlet uzman kişilerden, derneklerden, üniversitelerden raporlar almadan kanunlar çıkarıyor. Bilişim bu kadar hafif bir konu değil. İnternetin yaşadığımız ülkenin anayasası gibi bir anayasaya ve vatandaş haklarının korunmasına ihtiyacı var.

Önerim
“Türkiye’de Bilişim” isim bir rapor hazırlanmalıdır. Raporda  önce tanımlar sonra potansiyeller daha sonra Türkiye’nin Bilişim alanında uyguladığı doğru-yanlış yaptırımlarından bahsederek önemli ve anlaşılır biçimde temel noktalar ifade edilmelidir. Gelişmiş ülkelerin ne yaptığı öğrenilebilir fakat Türkiye kendi bilişim politikalarını oluşturacak bir güce sahiptir, kararlılıkla ve halkının, uzmanların desteğini alarak bilişim alanında ortak bir fikir yürütmeli konsorsiyum kurmalı kanunları ve yasaları da bu ortak konsorsiyumla birlikte çıkarmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir