Türkiye ve Geleceği Siyaset Üstü Bir Bakış Açısı

Ülke meselelerini konuşmayı her Türkiye Vatandaşı gibi çok severim. Malum bu ülkede yaşıyoruz onunla ilgili konuşmamız gayet olağandır.

Fakat ufak bir farkla: laf olsun diye, sinirliyim diye  konuşmak yerine somut fikirleri konuşmayı yeğlerim. Boşa kürek çekmektense doğru ana kadar susmayı tercih ederim.

Geleceğe dair çözümler üretmeyi severim. Sanırım bu özelliğim girişimci ruhumdan geliyor.

 

Türkiye bir devlet. Bir devlet farklı organlarla yönetilir ve var olur. Alanlarına göre bakanlıklar, kurumlar ülkenin işleyişini idare ederler.

Bu organları ayrı ayrı incelemenin yazının anlaşılırlığını kolaylaştıracağını düşünüyorum. Bu sebeple yazıyı bölümler halinde yazdım.

Konu Listesi

Yönetim

Medya

Terör

Eğitim

Ekonomi

Yeni Anayasa

Teknoloji

 

* Yönetim

Ülkesinin geleceğini düşünmek ve onu şekillendirmek vatandaşın asli görevidir.

Seçtiğimiz siyasetçiler geleceğimizi şekillendirmek ve bizim isteklerimizi gerçekleştirmek için araçtır. Öyle ki bu araçlar başarılı olmazsa onları yeni araçlarla değiştirme gibi bir seçim gücüne sahibiz.

Parti veya ülke Liderleri bu araçların etkin ve verimli çalışmasını sağmak için yönetimdedir. Devletin var olan veya olacak politikalarını, projelerini yönetmek için seçilirler.

Bu araçların etkin çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz.

Türkiye hızlı bir biçimde atılım ve yatırımlara sahne oluyor. Fakat çözülememiş çok sorun halen devam ediyor. Kanayan en büyük yaralar henüz iyileşmedi.

 

* Medya

Medya ülkenin iyi-kötü her türlü haberini yayma görevini üstlenmektedir. Vatandaş medya sayesinde ülkenin diğer ucundaki olaylardan haberdar olabilir. Fakat Türkiye’mizin medyası saolsun elinden geldiği kadar iğrenç haber yapmak için uğraşıyor. Bazılarının maşa olduğu konusunda deliller var yabancı sermayesi olanların üstünü çizebiliriz fakat yerli sermaye sahibi olan ve iğrenç işlere imza atn medya kuruluşları da yok değil.

Zamanla olgunlaşarak bu ergen dönemin aşılacağını düşünüyorum. Halkın büyük çoğunluğu kötü medyadan sıkılmaya başladı.

Nitekim yaptıkları işlerden iğrenen medya mensupları kendilerini belli ediyor ve daha doğru işlere imza atmak için çalışıyorlar.

Kimisi işini tamamen bıraktı. Kimisi kanal değiştirdi. Bunlar iyileşmenin başladığının işaretleridir.

Özellikle internet bu iyileşmenin hızlanması için itici bir güç oluşturuyor.

Medyanın yaptığı saçmalıkları 1 dakika sonra internete düşmüş video veya yazılardan görebiliyoruz. Kimine gülüyoruz, kimine düşünüyoruz.

Kısaca ağlanacak halimize genelde gülüyoruz.

 

* Terör

Türkiye terör acısını uzun yıllardır yaşıyor. Masum insanlar haksız sebeplerden dolayı ölüyor. PKK ‘ya göre davalarında haklılarmış.

Hep düşünmüşümdür genel görelilik kanunu sadece fizik için değil davranış biçimleri içinde geçerlidir. Fakat bir gerçek varsa PKK’ nın eylemlerinin artık gerçerliliği olmadığıdır.

Bugün doğuya yapılan ve yapılacak yatırımlar için PKK “biz bu eylemleri yıllarca yapmasaydık buraya kimse yatırım yapmayacaktı” diyor.

Masum insanların ölümünden nasıl haklılık payı çıkartacaklarını şaşırmış durumdalar.

Bundan vazgeçeceklerini de sanmıyorum.

Şu sıralar PKK Doğuya yapılan yatırımları ve güzellikleri baltalamak için elinden geleni yapıyor. Asfalt yol yapımında çalışan işçileri kaçırıyor, iş makinalarını ateşe veriyor,  turist kaçırıyor, eylemler düzenleyerek şehir huzurunu bozuyorlar.

Kürt halkının gelişmesini isteyen bir partinin kürt halkının şehrine yapılan bir yatırımı neden baltalamak isteyeceğini bir düşünelim. Düşünecek olursak PKK ‘nın gerçrk amacını anlarız. Amacı Kürt halkı gelişimi, bağımsızlığı değildir.

Ülkeyi bir kaosa sürüklemek, bölünmeyi sağlamak,

Mayın döşeyecek toprak yol, baskın yapacak karakol, kışkırtacak genç ve sığınacak derin mağara kalmayınca ne yapacaklar merak ediyorum.

 

* Eğitim

Milli Eğitimle ilgili şurada geçmişi ve geleceği kapsayan bir inceleme yazmıştım.

Eğitim bütün başlıklardan daha önemli bir konu. İyi yetiştirilmiş bireyler, iyi işlere imza atarlar. Ülkeyi geliştirir sorunlara hızlı ve sağlıklı çözüm bulurlar. Sorunlarla boğuşan bir ülke olduğumuza göre sorun çözecek insan ihtiyacı had safhada olduğu gerçeğini görebiliriz.

Yıllarca aynı kafa ve zihniyete sahip embesil yetiştirilmesinden sonra çok şükür bu konuda yenilikler ve atılımlar yapılıyor.

Fakat önceki yazımda yaptığım incelemelerde de söyledim.

Nitelik çok önemlidir. Öğrencinin iyi yetiştirilmesi sadece yeni kanunlarla, bilgisayarlarla ve müfredetla olmaz.

İyi öğrenciyi iyi öğretmen yetiştirir. İyi öğretmeni iyi üniversiteler yetiştirir. Aradaki ilişkinin iyi kurulması ve en baştan sorunların düzeltilmesi, kalitenin arttırılması gereklidir.

Yapılan atılımları düşünecek olursak bu düzeltmeyi sağlayacak irade ve kapasiteyi görüyorum.

 

* Ekonomi

Türkiye’mizde yıllarca zurnanın zırt dediği yer burasıdır.

Geçmişten bahsetmeyi sevmem fakat ondan ders almayı severim.

Hortumlamalar, rüşvetler, halkın parasının devlet tarafından gasp edilmesi gibi benzeri durumları gördük.

Bu durumların hepsini geçmişte yaşadık. Özellikle vergi denetimi ve tahsili konusunda son 5-6 yıldır büyük iyileşmeler oldu.

Borçlarda taksitlendirmeler yapıldı, muhasebecilere internet kolaylığı getirildi, maliye binalarındaki kalabalık azaltıldı, takip ve tahsil için çevrimiçi çözümler uygulanıyor. (halen geliştiriliyor)

2011 ve 2012 yılının girişimciler için altın yıl olduğunu düşünüyorum. Girişimcilik için kurslar açılıyor, yatırımlar yapılıyor. yatırım yapacak firmalar yarışmalar düzenliyor, büyük firmalar ücretsiz yetenek eğitimleri düzenliyor.

Başbakan anlaşılan bu firmalarla aynı ülkede yaşadığımızı ve kalkınmaya öncü olmaları gerektiğine ikna etmişe benziyor. Bunlar iyi işaretler.

Geçen gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ‘ü Amerikadan Canlı yayında izledim. M Serdar K. TRT Haberde uzun bir sohbet yaptı. Amerikadaki girişimler konuşuldu, büyük internet teknoloji firmalarının çok genç girişimciler tarafından yapılmış olmasına Abdullah Gül bile şaşırdığını itiraf etti.

Bir dönem kural gibi kabul edilen “su küçüğün söz büyüğün” gibi saçma bir anlayışın ortadan kalktığını görmek sevindirici.

Akılın ve zekanın hangi yaşta olduğunun, başarının ne zaman yakalanacağının yaşla ilgili olmadığının farkına varılması ve girişimcilerin önünün açılması gerektiğini sadece hükümet değil bizzat devlet olan cumhurbaşkanınında fark etmesi büyük bir gelişmenin başlangıcıdır.

Önümüzdeki yıllarda teknoloji, internet projeleri ve ar-ge konularında atılımlar devam edeceğe benziyor. Devlet bu alandaki yatırımlarını ve teşviklerini arttırıyor. Bu rüzgarla birlikte yabancı milyar dolarlık yatırım firmaları sermayelerini Türkiye’ye getireceklerdir.

 

* Yeni Anayasa

Bir ülkenin ilk yazılı kanunu anayasadır.

Devletin ve vatandaşın haklarını ve görevlerini ilk belirleyen metindir.

Dünyada her medeni devletin sahip olduğu bir metindir.

Türkiye ‘nin anayasa imtihanı Kanun-ı Esasî ile 1876 yılında başlamıştır.

“Efendim Türkiye 1920 ‘de kurulmuştur.  Ne alaka 1876” derseniz. Türkiye yoktan var olmadı.

Cumhuriyet ilan edilmeden önce yaşanan siyasi gelişmeler veya gerilemeler aynı topraklarda ve aynı halkla yaşanmıştır.

Aradaki düzenlemeleri saymazsak Türkiye 6 Anayasa görmüştür. Bunların hiç birisine sivil anayasa etiketi takamayız.

Bu sebeple AKP ‘nin başlattığı ve diğer partilerin etkin rol oynayacağı Tüm halkın hak ve özgürlüklerini dikkate alacak bir anayasa hazırlığına başlanmış olması umut verici bir gelişmedir.

Sonuç söylemek için erken çünkü uzun vadeli bir süreç. Acele edilmemesi konusunda siyasi liderle aynı fikirdeyim.

Sivil Anayasa diyerek yola çıkılması manidardır. Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olan bir yeniliktir. Gerçek eşitliğin ve özgürlüklerin sağlanması için bu anayasanın  yapılması gerekmektedir.

Umuyorum tüm partiler masada bulunarak anayasanın yazılmasında etkin rol oynar ve ana taslaklar ortaya çıkınca sivil toplumla bu taslaklar paylaşılır.

Medyada etkin biçimde tartışılır.

Halkın fikri alınır.

 

* Teknoloji

Son dönemde en çok karşılaştığımız haber konularından biri teknolojidir. Çünkü gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin teknoloji ar-ge yatırımları olmak zorundadır. 21. yy’da Bilgisayarsız bir kurum, kuruluş, halk düşünülemez. Teknoloji sayesinde sanayi devrimi hızlıdır. Az araç ile daha çok insana hizmet sunulabilmektedir.

Fakat Türkiye teknoloji konusunda nerededir?

Konu çok geniş bir alanı kapsadığından ve çok fazla değişen olduğundan he alanı anlatmayacağım. Benim karşılaştığım ve sıkıntısını yaşadığım konulara değineceğim.

Bugün tablet dağıtımı ve üretiminden bahsediliyor. MEB Milyonlarca öğrenciye tablet dağıtmaya hazırlanıyor. Hükümet bu projeyi en büyük projesi olarak duyuruyor.

Aynı zamanda bu tabletin tamamen Türkiye’de üretilmesi gibi bir durum söz konusudur.

Türkiye bu altyapıya sahip mi?

Net cevap: Hayır.

Bir bilgisayarın hesaplama yapmak için ihtiyaç duyduğu en temel bileşenler olan mikro işlemciler ve işlemciler Türkiye ‘de üretilmemektedir. İşlemci öyle bir parçadır ki bildiğiniz bütün gelişmiş teknolojik üründe bulunması zorunludur.

Sayalım mı?

Bilgisayar, Notebook, Telefon, Akıllı TV, Tablet, Uçaklar, Akıllı Füzeler, Kontrol İstasyonları aklınıza gelebilecek bütün teknolojik araçlarda bulunan en temel parçadır.

Elbette işlemci veya mikro işlemci üretmek kolay değildir. Nanoteknoloji olarak çok iyi bir yerde olmak gerekir.

Türkiyede Nano Teknoloji konusunda ar-ge yeni gelişiyor. Fakat bunun hızlanması ve yerel işlemci üretmemiz gerekmektedir. İşlemci olmazsa her daim dışa bağımlılık sürecek ve her teknolojik ürün için dışarıya muhtaç olmaya devam edeceğiz.

Aynı zamanda ısır bir döndü de söz konusudur. İşlemciyi dışarıdan aldığımız sürece (nitekim ucuz değildir) ithalat rakamları her daim uçuk olacaktır.
Yerli bilgisayar üretsek bile ithalat rakamları ihracat rakamlarını kovalamaya devam edecektir.

Zaten cari açık denilen illetin temeli de bu değil midir? Bu açıkları kapatmak için devletin aldığı yüksek oranlı vergiler bu yüzden değil midir?

Ürettiğimizden çok harcamak!
İhracattan çok ithalat yapmak !

* Katkı

Şunu bilmenizde fayda var.

1980 Darbe sonrası asimilize edilmiş anne ve babalarımızın siyaset hakkındaki düşünceleri olumsuz düşüncelerden ve küfürden öteye gidememiştir. Sinirle ve Ön yargılarla yapılan eleştirinin bir katkısı olmaz.

Onları suçlayamayız çünkü zihinleri zehirlendi, katkı sağlamak istedilerse önleri kesildi, yetmemiş gibi cezalandırıldılar.

Bu sebeple devlete sinirliler fakat onların bahsettikleri devlet ve devlet anlayışı artık yok. Uzun yıllar yaşadıkları olumsuz devlet tecrübesi yüzünden de yeni anlayışı görmekte zorlanıyorlar.

Bugün bir e-posta ile ulaşamayacağınız bir devlet kurumu yoktur. “Ben konuşsam ne yazar? beni kim dikkate alır?” Diyerek düşüncelerinizi küçümsemeyin.

Okuyorlar, Dinliyorlar. Sizden fikir ve katkı bekliyorlar. Çünkü hizmet ettikleri kişi sizsiniz. Siz memnun değilseniz yaptıkları şeyi değiştirmeleri gerektiğini biliyorlar.

Devir değişti bireysel güç ve iyi bir düşüncenin yayılma hızı çok yüksektir.

Özellikle internet sayesinde canınızı sıkan bir konuyla ilgili bir haftada milyonluk bir kamuoyu oluşturma gücüne sahipsiniz.

Güçlü bir kitleye devlet istese de arkasını dönemez çünkü devlet denilen yapı bize hizmet için orada var.

İstediğimizi yapmak ve istemediğimizi yapmamak zorundadır. Yapmıyorsa onları getirdiğimiz gibi gönderme gücüne de sahibiz.

 

Konulara olumlu katkılarınızı yapmak isterseniz yorum yapmaktan çekinmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir