Üç Balık

Bir zamanlar bir havuzda üç balık yaşarmış: zeki balık, yarım akıllı ve aptal balık . Hayat onlar için, herhangi bir yerdeki bir diğer balık kadar sıradan devam ediyormuş, ta ki bir gün bir adam gelene kadar.

Elinde bir ağ varmış. Zeki balık, suyun içinden görmüş. Deneyimlerinden ve duyduğu öykülerden yola çıkarak, harekete geçmeye karar vermiş.

Gücünü toplamış ve suyun dışına sıçrayıp balıkçının ayaklarının önüne düşmüş. Adam şaşkın gözlerle ona bakıyormuş. Ama akıllı balık, nefesini tutarken, balıkçı onun ölü olduğunu düşünmüş ve onu suya geri atmış. Şimdi balık suya geri dönmüş.

İkinci balık, yarım akıllı olan neler olduğunu pek anlayamamış. Oda zeki balığın yanına gitmiş ve ne olduğunu sormuş. “Basit,” demiş zeki balık, “Ben ölü taklidi yaptım, o da beni suya geri attı.”

Bunun üzerine yarım akıllı balık hemen sudan dışarı atlamış, balıkçının ayaklarının önüne düşmüş. “Garip,” diye düşünmüş balıkçı, “her yerden sıçrıyorlar.” Ve yarım akıllı balık nefesini tutmayı unuttuğu için, balıkçıda onun canlı olduğunu fark edip çantasına atmış.

Suya göz atmak için arkasını dönmüş, ancak balıkların ardı ardına balıkların sudan sıçrayıp karaya düşmelerine afallayan balıkçı, çantasının kapağını kapatmayı unutmuş. Yarım akıllı balık bunu fark edince, toparlanmış ve peş peşe denemeler yaparak kendini suya atmayı başarmış. Arayıp birinci balığı bulmuş ve nefes nefese onun yanına uzanmış.

Üçüncü, yani aptal balık, her iki balığın da anlattıklarını dinlemesine rağmen bunların hiçbirine anlam verememiş. Bunun üzerine ilk iki balık, nefes almaması, ölü taklidi yapması gerektiğini defalarca vurgulamışlar.

“Çok teşekkür ederim; şimdi anladım,” demiş aptal balık. Bu sözlerle birlikte, kendini suyun dışına fırlatmış ve balıkçının önüne düşmüş.

Zaten iki balığı gözden kaçırmış olan balıkçı, bu balığın ölü mü diri mi olduğuna bakmadan, onu alıp çantasına koymuş. Sonra ağını atmış, ama diğer iki balık suyun içinde çok üzülmüş. Ve bu kez balıkçının çantasının kapağı tamamen kapalıymış.

Sonunda balıkçı pes etmiş. Çantasını açmış ve balığın nefes almadığını fark etmiş. O da hayvanı, evindeki kedisine götürmeye karar vermiş.

*******Idries Shah – Mevlana ve Gizemli Sufi Bilgelik Öyküleri – S.12

Kütüphaneci

Adamın birisi normal ve sıradan bir hayat sürüyormuş  kütüphaneci olarak  şehrin halk kütüphanesinde çalışıyormuş.

Günlük kütüphaneye 10-15 kişi ya geliyor yada gelmiyormuş şehrin nüfusunun azlığından dolayı bu rakamlar bile iyi olduğu söylenebilir toplum içerisinde okumayı seven insanların az oluşu yada okumaktan ziyade bir konuyu araştırmayı üşenen insanların çokluğundan dolayı kütüphanelerin değerinin düştüğünü düşünüyormuş. Fakat zaman içinde bir karar vermiş ve insanların kitap okumalarını arttırmayı ve kütüphaneye daha çok gelmelerini sağlamayı hedeflemiş.

işte hikaye tam burada başlıyor; Okumaya devam et “Kütüphaneci”