Kütüphaneci

Adamın birisi normal ve sıradan bir hayat sürüyormuş  kütüphaneci olarak  şehrin halk kütüphanesinde çalışıyormuş.

Günlük kütüphaneye 10-15 kişi ya geliyor yada gelmiyormuş şehrin nüfusunun azlığından dolayı bu rakamlar bile iyi olduğu söylenebilir toplum içerisinde okumayı seven insanların az oluşu yada okumaktan ziyade bir konuyu araştırmayı üşenen insanların çokluğundan dolayı kütüphanelerin değerinin düştüğünü düşünüyormuş. Fakat zaman içinde bir karar vermiş ve insanların kitap okumalarını arttırmayı ve kütüphaneye daha çok gelmelerini sağlamayı hedeflemiş.

işte hikaye tam burada başlıyor;

Hasan sabah uyanıp kütüphaneye gitmek için hazırlanmaya başlar her zamanki gibi ilk önce elini yüzünü yıkar ve pek kahvaltı etmeyi sevmediğinden dolapta gördüğü tam yağlı beyaz peynirden bir dilim keser ve evvelsi günden kalma bayat ekmeğin arasına peyniri koyarak yemeğe başlar. Bir yandan balkona doğru ilerler.

Tek başına yaşayan Hasan 2 oda bir salon olan bir evde kalmaktadır.  Salon tam bir kitaplık gibidir ve duvarlar kitaplıklarla dahası o kitaplıkları ağzına kadar dolduran kitaplarla doludur.

Salonu geçer ve altıncı katta bulunan evin balkonuna çıkar. Şehrin manzarası görülmektedir. Şehir dört tepeden ve merkezi ova gibi bir düzleme sahiptir. Apartman şehrin kuzey tarafında kalan tepenin yukarılarında bir yerdedir etraf yeşilliktir.

Şehir buralara yeni yeni gelmekte ve nüfusun hızla yayılışı yüzünden hiç durmaksızın daha da genişlemeye devam etmektedir. Etrafta  yeni apartman inşaatları başlamaktadır.  Hasan ileride bulunan müstakil evleri görür ve bir yandan peynir ekmeğini yerken o evlerde oturanların bir aile bir ev ve bir bahçeye sahip olduklarını düşünür. Oysa kendisi kirada altıncı katta ve onun gibi diğer komşularıyla tost gibi bahçesiz yaşamaktadır.  Ne bir ailesi vardır ne de sulayıp yeşertebileceği bir bahçesi…

Tüm bunları düşünür ve üzülür kolundaki Çin yapımı beş TL ye aldığı gümüşümsü saate bakar vakit azalmıştır saat sekize yaklaşmaktadır. Giyinmek için odasına döner tören varmış gibi her gün giyindiği takım elbisesini giyer siyah olan elbise çok eskimiş ve grileşmeye başlamıştır. Fakat Hasanın umurunda değildir. Duvarda asılı tabloya bakar ve hüzünlenir başını önüne eğerek hole yürür ayakkabılarını giyer ve asansöre binerek aşağı iner dışarıda bir ilkbahar havası vardır şehir yeni yeni ısınmakta ve Türkiye’nin zengin iklimlerinden ötürü bir geçiş dönemi yaşanmaktadır. Şehir şu sıralar sabahları soğuktur fakat öğlene doğru hava yeterince ısınacaktır.

Apartmandan çıkıp otobüs durağına gider ve şehre giden otobüse biner. Bir kaç dakika içinde şehir merkezine varır şehir pek büyük değildir.

Kütüphane anahtarını cebinden çıkartır. Ve kapıyı menteşeler öterek açar, kütüphanede yalnız çalışmaktadır. O yüzden kendisinden başka kimse gelmemekte ve tüm işleri yalnız halletmesi gerekmektedir. Devletin ona sağladığı tek imkan temizlik işleri için bir kaç görevlinin haftada bir kez gelip temizlik yapmasıdır diğer işlerden kendisi sorumludur.

Kütüphaneye girdiğinde o güzel kitap kokularını özlediğini fark eder, yüksek tavanlı ve bir asma kattan oluşan kütüphane bir kaç bölüme yayılmış biçimdedir, bilim, felsefe, sağlık, bilgisayar, coğrafya ve en büyük bölüm tarih olarak yer alır. Her zaman ki gibi ilk tarih bölümünün ışıklarını yaktı sonra diğer bölümleri sırayla aydınlattı ışıkların hepsini yakmaya gerek yoktu gündüz saatinde pek karanlık olmuyor ve yüksek duvarların yukarılarında bulunan pencereler içeriyi yeterince aydınlatıyor.

Kütüphaneyi tamamen açtıktan sonra yerine ilerledi koskocaman Danışma yazan yerin arkasına geçerek kütüphaneyi karşısına aldı elektrikli termostayi suyu kaynatmaya başladı ve çekmecede bulunan toz kahvelerden birisini aldı. Sabahları uyanabilmek için her gün gelirgelmez kahve içer ve koltuğunda arkasına yaslanıp kütüphaneyi ve gelecek insanları düşünürdü.

Bugünün özel bir anlamı vardı insanları daha çok kitap okumaları için bir yol bulmalıydı. “Nasıl insanlar daah çok kitap okurlar ?” sorusu beynini kemirip duruyordu.

Sıcak suyu kulplu siyah beyaz bardağına doldurdu ve yudumlamaya başladı. Tarih bölümüne bakarak düşüncelere daldı.

İnsanlar tarihlerini neden okumaz, halbuki bugünün Türkiyesi şekillenene kadar irili ufaklı etkileri ile imparatorluklar, uygarlıklar, diller, dinler, gelenekler tarihimizi süslüyor. Böyle bir tarihin evlatları neden geçmişlerini merak etmez ? Şu kütüphanede en çok kitabın olduğu yer tarih bölümü fakat en az okunan yer de orasıdır. Bu durum gerçekten üzücü. Bir yol bulmam lazım ve insanların bu kitapları okumalarını arttırmam lazım.

Bu düşüncelerin içerisindeyken geçen gün düşündüğü fikir aklına gelir. Eureka diye bağırır. Şaka şaka “buldum” diye düşünür birden.

Plan şudur; şehrin yerel gazetesine haber yayınlatacaktır. İlanın konusu: ” Şehir Halk Kütüphanesi “kitap okuma” yarışması düzenliyor. Bu yarışmaya  çocuklar, hanımlar, beyler, yaşlılar, işçiler, işsizler herkes katılabilir. Yarışma detayları: okunacak kitaplar tarih kitaplarıdır, yarışılacak şey ise verilecek tarih kitaplarını okuyup sonra en detaylı biçimde özetini çıkartan kişi birinci seçilecektir. İkinci ve üçüncüyede ödüller vardır.” Sonra Hasan düşünür ödül ne olabilir ? Herksin ilgisini çeken birşeyler olmalıdır. Var olan kriz yüzünden insanlar maddi sıkıntı çekmektedir. Fakat para ödülü verilir ise harcanıp unutulacak bir yarışma olur. Unutulmayacak ve harcanmayacak bir ödül olmalıdır.

Derken Hasan ‘ın aklına fikir gelir birinciyi tatile gönderecektir. Hemde eşsiz güzellikler ve tarihle dolu bir yer olan olimpos ‘a gönderecektir. Olimpos Antalya merkezden 85 km uzaktadır. Akdeniz kıyılarıyla süslü ve doğasıyla, tahta evleriyle, likya harabeleriyle donatılmış bir dünya cennetidir. Dünyanı heryerinden insanlar ogüzelliği ve tarihsel birikimi görmek için buraya gelmekte ve güzellikler keşfetmektedirler. Güzel bir düşüncedir. Ve hem ödül hemde bir araştırma fırsatı doğuracaktır görmesini bilen insan için eşsiz bir fırsat ve yaşanması nadine bir tatil.

Bu fikir kafasına yatar ve ilanın yerel gezetenin ertesi günkü baskısına yetişmesi için hemen telefona sarılır.

Bölüm Sonu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir