Deneme I

İnsanın bencilliğinin sebebi nedir ? 

Tarihin insanın üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir toplumları değiştiren yegane şey tarihi ve yaşadığı olaylardır insanlar olaylar karışında kayıtsız kalamayıp davranışlarını değiştirmektedirler savaşlar insanı üzer ya kabuğuna çekilmesini yada sertleşip daha soğuk bir varlık olarak devam etmesini sağlar ve bu davranış biçimi nesilden nesile aktarılamya çalışır. “benim zamanım…” diye başlayan cümlelerden geçmiş ve gelecek dersi verileceğini açıkça anlayabilirsiniz. Peki insanın bencilliği yaşadığı olayların yüzyıllardır kendisine yansıması olarak mı ortaya çıkmıştır ? yoksa zaten var olan bir içgüdünün dışavuru mumudur ?

Bunu kesin olarak bilebilmenin bilimadamları açısından bile halen imkansız olduğunu varsayarsak burada anlatılacaklar basit gözlemlerin yazıya dökülmüş hali olarak karşınıza çıkması diyebiliriz.

İstisnaları, mağrur ve ölçülü kişileri tenzih ederim. Fakat çoğunluğu oluşturan ve bu yazıda bahsi geçen kişileri bir kişinin elbet eleştirmesi gerekiyor. 

Bencillik nereden geliyor hep merak etmişimdir. İnsan neyin peşindedir ?

Benim gözlemlediğim üzere insan tarihinden etkilenmekte ve yaşadığı olayları birebir hayatına entegre ederek renk ve şekil değiştirmektedir. Renk olarak tabir ettiğim şey duygusal ve düşünsel aktivitelerini olaylara uydurmaya çalışmasıdır. Varlık olarak evrende yer kaplayan insan değişme ve değiştirme güdülerine sahiptir.  Dünya insanın elindeki bir oyuncaktır ve bunu evire çevire oynaması ona zevk vermektedir.

Uğraş vermek insanın bir hedefe ulaşması için zorunlu bir araçtır. Bir yere ulaşmak için yürürüz, öğrenmek için okuruz, iletişim için konuşuruz, kilo vermek için spor yaparız ve en önemlisi paranın en büyük güç olduğu toplumlarda yaşayabilmek için para kazanmalı ve çalışmalıyız. insan 21. yy. da ülke bayrakları, kıtalar, şehirler, köyler, evler biçiminde hücre hücre bölünmüşlerdir. bu bölünmüşlük insanın yanlız yaşamasını ve diğer toplumlarla etkileşmesini engellemektedir. Yanlız kalan insan zaman içerisinde bu yanlızlığına çözüm üretmeye çalışır ve ben merkezcil düşünceler açığa çıkmaya çalışır. Toplumun yükselişini bireysel başarı ve toplumdan yadsınan bir gerçek olarak ele alır çünkü yaşadığı olaylar ve toplumun onu şekillendirişi bu şekildedir. Para kazamak için çalışmalıdır. Kazandığı paralarla yüksek hayat standartlarına sahip olmaya başlar, para kazandıkça daha fazla eşya ve bireysel ihtiyaçlarını karşılamaya başlar ve gittikçe daha çok paraya ihtiyaç duymaya devam eder. Artık insan toplum içerisinde yarışan bireysel bir AT gibidir. Toplumsal olaylar, gelişim ve tarihi dersler onu bu noktaya mecburen getirmiştir. Bencillik kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta ve toplumun bireysel yansıması olarak yaşanmaktadır.

İyi birşey midir ?

Bilinmez bunu tek tek insanlara sormalı ve her yönden tespit etmek gereklidir.

Fakat insan neyin peşindedir ? Neden yaşar ? diye soracak olursak.

Basit ve sıradan bir gözlemle “Yaşamak için” diye cevap verilebilir. İnsanın yaşama ve bunu en iyi şekilde yapma içgüdüsü insanı tarihsel yada olayların etkisinde kalsada kalmasada içgüdülerine sahip olmasını sağlar. insanın hesaplanamayan düşünsel ve ruhsal faaliyetleri belkide keşfedilmesi gereken son sırlardır. Yinede keşfedilsede keşfedilmesede insan insandır. Yüzyıllardır keşfedilen teknolojiler insana fayda için değil, insanın tüketmesine odaklı bir biçimde kullanılmaktadır. Bu düşünce tarzı toplumsal ve hatta ülkeler ve kıtalararası değişmedikçe insanın toplumsal etkileşimi de değişmeyecektir.

İnsanı tek biçimde ele almak büyük hatalara ve caniliklere sebep olabilir. Bu yüzden insanı kendisiyle etkileşimde bulunan herşeyle birlikte ele almalı ve düşünmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir