Sorunlardan Kurtulmanın Dört Adımı

Hayatımızın her döneminde problemlerle karşılaşabiliriz. Problemden kasıt daha komplike ve üzerinde düşünmemiz gereken amacı olan eylemleri kastediyorum. Bir proje yaparken, tasarım yaparken, kitap yazarken…vs karşılaştığınız problemleri çözebilmeniz için yöntemler kullanabilirsiniz. Aşağıda yazdığım yöntemlerde bu problemler için çözüm kümesi oluşturabilecek bir yoldur.  Yazı yer yer Larry James ‘in bir kitabından alıntılar içeriyor.

1. Adım

Bir sorununuz olduğunda bunu kabul edin.

2. Adım

Kendinize şunu sorun: “Bu sorun hangi amacımla aramda duruyor?” Eğer yol üzerinde bir sorunla karşılaştığınız bir amacınız olduğuna karar verirseniz, sorununuz olduğunu bilirsiniz. Okumaya devam et “Sorunlardan Kurtulmanın Dört Adımı”

Karanlıkta görecek bir şeye ihtiyacınız olmaz

Karanlıkta görecek bir şeye ihtiyacınız olmaz dürüstlüğünüz ve gerçekçiliğiniz size yol gösterir. Mistik ve ritüel denilebilecek varsayımlara dayanarak hayatta kalmanız olası olsa dahi gösterişe önem veren şu dünyada ne ritüeller ne de maddiyat ile gerçeğe ulaşılabilir bu ikisinin uyumu gereklidir.

Yaşanan dünyada denge gerekliliği bizleri sürekli bir arayış içerisinde tutmaya uğraşsa da kendimizi geleneklerimize bağlanarak ve başkalarının duvarlarını sahiplenerek kendi duvarlarımızı örüyor oluşumuz varlığımızın değerini azaltıyor.

Bilginin güç olmadığı dönem yoktur. Fakat bilginin kullanım amacının değiştiği dönemler vardır. Bilgiyi ne için kullanmak gerektiğini iyice düşünmek ve kullanırken bize getireceği değerlerin başkaları için getireceklerini de iyi hesaplamak gerekiyor.

Varlığınız en büyük değerinizdir. Bunu korumaya devam etmek hepimizin kişisel görevlerinden birisidir. Kendinize olan borcunuzu hiç bir zaman unutmayın.

Başkalarına olan sorumluluklarımız önce kendimizde başlar.Bunu görememek bir suç değildir fakat görüpte bir şey yapmamak suçtur. Bunun cezasını muhakkak çekersiniz.

Yaşadığımız dünyanın değerini bilelim onunla gurur duyalım ve unutmayalım değişmeye değil kendimizi keşfetmeye ihtiyacımız var.

Yazasım yok

Kendimi zorluyorum , artık insanları anlamak istemiyorum, çünkü  anladıkça iş içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. insanın sosyal davranışlarının doğasının ürünü olduğu gerçeği insanın suratında tokat  gibi bir etki yaratıyor. Bu gerçek var olan yaşantılarımızın sosyal ama bir o kadar içtenliklerimizin sonuçları olduğumuzu kanıtlıyor.

insan !

Bilinen tarihimiz boyunca baştan bugüne, veya bugünden en başa yaşadıklarımız zamanın anlamsız ve boş olduğunu ortaya koyuyor. Yaşamak isteyen ama yaşamını saçmalıklarla doldurmak içinde gayret sarf eden tek sosyal yaratık insan. Bu halimizden bıkmış olacağız ki bizden başka sosyal canlı arayışlarına başladık, uzaylı var mı yok mu ? Bu durumumuzun ürünüdür. Aynı benim hayatı yorumlayıp yazmak istemeyişim gibi, insanları anlayıp yaşamak istemeyenler olasılıkların peşine düşmüşlerdir.

İnsan nedir?  Sorusuna binlerce yıldır doğru cevap verilmemişken 3-5 satırda benim cevaplayabileceğimi hiç sanmıyorum. Fakat gerçekten neyi olmadığımızı biliyorum.

Aptal değiliz, savaşçı değiliz, inek değiliz, çark değiliz, meta değiliz, salt ruh değiliz, aynada gördüğümüz değiliz…

Yaşadığımız dönemlerin bize biçtiği değerler değiliz !

İnsan ne değer verilecek kadar değerlidir. Ne de değersiz bir hiçtir.

Bir Adam Sevdimi….

Seven adam sevdiğinden utanmamalı, yaşadıklarını bilmeli ve sevdiceğine değer vermeli. Gözlerine baktığında boş bir kaya değil güzellikleri görebilmeli, sevdiceğine dokunduğunda sadece arzularını yaşamamalı hayatı beraber yaşayabilmeli ve vücudu gibi düşünceleri de birleşmeli. Sadece sevmemeli saygı duymalı, hoşnut olmalı, yaşadıklarına şükretmesini bilmeli.

Birlikte olmanın değerini bilmeli ve bu verdiği değeri sevdiğine hissettirmeli. Gördüğü şeyi sadece kendisine saklamamalı sevdiğine anlatmalı hayatı birlikte yorumlamalı. Sözü özüyle bir olmalı, yalandan kaçmalı ölüm anında bile doğruyu söylemeli.

Hayatı mutlu yaşamasını bilmeli ve sevdiğiyle birlikte en mutlu anları yaşamalı, geçmişe takılmamalı gelecek kaygısı gütmemeli. Sevginin ve birlikte olmanın verdiği gücün farkında olmalı bunu araç olarak kullanmalı.

Kendini ve dünyayı bilmeli sahip olduğu ve sevdiği kişinin ruhunu hissetmeli bu bilinçle birlikte yaşamalı.

Anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum…
ÖLÜYORUM…

Jorge Luis BORGES

Tek Düzeliğin Çılgınlığı

İnsan var; yaşamak için yaşar, insan var; yaşamak zorunda olduğu için yaşar.

Hangisi Sizsiniz ?

Bugün ölecek olsanız gerçekte  yapmak istediğiniz şey şu anda yaptığınız şeyden farklı ise siz yaşamak zorunda olduğunu düşünenlerdensiniz. Fakat gerçekten yapmak istediğini yapan ve ohedefler doğrultusunda hayatını yönlendiren birisiyseniz helal olsun siz ne istediğnii bilip yaşayanlardansınız. Fakat insanoğlunu bu iki kutup ile yorumlayarak sınıflandırmak yeterli midir ? Keşke yeterli olsaydı fakat değildir.

Ne istediğini bilen fakat istediği şeyin kendisine empoze edilen bir gerçek olduğunun farkında olmadan yaşayanlarda vardır.

Hayatta yaptığınız şeyler gerçekten yapmak istediğiniz şeyler mi ?

Gizli Hayranlar

İnternet hayatımıza bir çok farklı sosyolojik ve toplumsal kavramlar sokuyor. Bunun isimlerini şu anda koymuyor olsak bile gittikçe sanallaşan ticari ve sosyal ortamlar sayesinde ileride bu konuda kitaplar dahi yazılacaktır. (nitekim yazılmışları var)

İnternet ve sosyolojik konularla ilgili sayfalarca yazı yazmak mümkün fakat bu yazıda sadece Gizli Hayranlar konusunu işleyeceğim. Okumaya devam et “Gizli Hayranlar”

Bir Küçük Kız

Bir küçük kız varmış ve hayatını tutkularıyla düşünceleriyle geçirmiş dışarıda yaşanan hayatı izlemiş ve gördükleri göreceklerini düşündürmüş sonra okumuş ve okurken etrafındaki arkadaşlar onun için birer hikaye gibiymiş zaman akmış geçmiş lise yıllarında pek dost edinmemiş fakat güzelliği pekte fena değilmiş etrafındaki arkadaşları onun güzelliği ve fiziksel çekiciliğiyle etkilenmekteymiş. Kız lise yıllarında bu durumun farkına varmamış sonra üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlamış liseyi normal bir biçimde bitirdikten sonra normal bir biçimde hazırlanarak normal bir üniversitenin normal bir fen bölümünü kazanmış. Okumaya devam et “Bir Küçük Kız”

Algı

(Os. İdrak, Şuur, Teferrüs, Fr. Perception, Al. Perception, Wahrnehmung, Empfindung, Erfassung, İng. Perception, İt. Percepzione) Nesnel dünyayı duyular yoluyla öznel bilince aktarma.

1. Etimoloji : Algı terimi, dilimizde de, Batı dillerinde de olduğu gibi almak kökünden türetilmiştir. Batı dillerindeki perception terimi, Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden gelir, ilkin Latinceye aynı anlamda capere sözcüğüyle geçmiştir. Okumaya devam et “Algı”