Türkiye’nin Geleceğini Değiştirecek Nesiliz

Bu söylediğim hiç Ütopik değil. Sizlere rahatlıkla bunu söyleyebilirim. Sadece buna inanmakla kalmıyorum.

Görüyorum.

Çünkü kanıtları takip ediyorum. Dünyaya başarılı biçimde açılan yazılımlar üretmeyi başarıyoruz.

Sanayi alanında başarılı markalarımız dünyaya yayılıyor.

Hepsi günümüzde gerçekleşiyor. Emin olun bundan 15-20 öncesiyle bugün Türkiye’nin geldiği durum arasında dağlar kadar fark var.

Halen yeterli değil. Hem ekonomik cari açık bakımından büyük sorunlar hem de vatandaşlık hakları ve demokrasi uygulamaları alanında sıkıntılar var.

Hepsi çözülecek. Fakat göz açıp kapayana kadar giderilemeyecek şeyler. O yüzden sabretmek gerekiyor.

 

Pek ine yapmalı?

Yaptığımız işlere odaklanmalı ve fayda sağlayarak kazanmalıyız.

Etrafımızda yaşananlara umursamadan işimize odaklanmalı. Üretmeli ve bilgi yaymalıyız.

Karanlığa küfretmektense birer ışık olmalıyız. Bize düşen budur.

Gerisini zaman getirecektir.

Yazılım Politikası Gerekiyor

Özellikle son dönemde sık duyduğumuz ve önümüzdeki yıllarda daha çok duyacağımız konulardan biri olacak teknolojik gelişim ve toplumsal kalkınma konularıyla ilgili sözel çok şey söyleniyor. Siyasi ve politik atıflar hedefler konuluyor. Girişimcilere ve sanayiye hibeler krediler yağdırılıyor fakat teknolojik gelişimin altı tam olarak çizilmiyor ve lisanslı veya açık kaynak yazılımın farkı ve açık kaynağın avantajı gözden kaçıyor.

Artık makinelerin araç olduğu ve iyi yazılım ön plana çıktığı dünya teknolojilerinde sadece araçlara odaklanarak ve yazılım kısmını önemsemeyerek hata yapıyoruz.

Lisanslara boyun eğiyor ve yıllarca lisanslara para aktararak boyunduruk altında kalıyoruz.

Örneğin güncel yaşanan bir olaydan alıntı yapacak olursam; Anka insansız hava aracı üretimi yapılırken yazılım kısmının önemsenmemesi yüzünden İsrailin Heronlarda kullandığı yazılımın aynısının Anka kullanıldığı öğrendik. Yapılan resmi açıklamada bunun araçsal kısmının daha önemli olduğu söylendi. Büyük hata ! Hem lisans açısından hemde güvenlik açısından büyük zaafiyettir. İran ‘ın Amerikan insansız hava araçlarını süzüle süzüle indirebilmesinin gücü yazılımsal bir altyapıdan kaynaklanmaktadır.

Yazılımın önemini kısa vadede ve dar bir pencereden görmek çok zordur. Bu konuda eğitimli olmak ve kendini geliştiriyor olmak gereklidir. Açıkçası alınan sertifikalarda yeterli değildir sertifikalar bir şey ispatlamaz. (Bu konuyu ayrıca bir gün yazacağım)

Gelecek iyi yazılımlarla yönetilen araçlarla olacaktır. Askeri bir örnek verdim fakat hayatın her alanında yazılımlara ihtiyacımız var.

Peki Türkiye’de yazılım üretmek yeterli mi? Hayır değil.

Açık kaynak yazılım üretmek gerekiyor. Sadece yazılım üretilmesi konusunda odaklanılırsa hata yapılır.

Microsoft ‘a veya kurumsal yazılım üreticilerine her ay veya her yıl lisans parası ödemenin hiç bir mantıklı yanı yoktur. Açık kaynak yazılım ülkede gelişmiş olsa ve bizzat devlet açık kaynak yazılımlara ilgi gösteriyor olsa hem lisans parasından hemde güvenlik zaaflarının çoğundan kurtulmuş olacaktır.

Pardus örneğinde gördük böyle maaşla ve devlet emriyle desteklenecek bir açık kaynak yazılım anlayışından bahsetmiyorum.

Tamamen özgür ve toplulukların kendiliğinden oluştuğu bir açık kaynak kültürün gelişmesi için çalışmaların yapılması gerektiğini kastediyorum. Bu işe elbette beyin, kaynak ve para ayırmalısınız fakat kontrol hastalığınızdan kurtulmalısınız. Devletlerin en büyük hatası aşırı kontrol kurma merakından gelir.

Gelişmiş ülkelerde artık siber bakanlık, bilişim bakanlığı, teknoloji bakanlığı gibi ayrı bakanlıklar kurularak İŞİN EHLİ insanlar buralarda görevlendiriliyor ve gerçekten vizyon sahibi insanlar ülkenin teknolojik geleceğini inşaa ediyorlar.

Bizimde artık teknolojik geleceğimizi inşaa etmek için resmi ve katı devlet kurumlarından kurtulup özgür-bağımsız yapılara ve bu yapıları destekleyecek bir bakanlığa ihtiyacımız vardır.

Eyvallah

Eyvallah’ın manasını gerçek anlamıyla düşündünüz mü? Tasavvufî kültürün en latif tabirlerinden biri olan ‘eyvallah’, çoğu kimseler tarafından yerli yersiz, gelişigüzel kullanılmasına rağmen yine de işitildiğinde veya söylenildiğinde ruhlara serinlik ve rahatlama bahşeden tılsımlı bir söz. Mânevî terbiyeyi insanî hayatta nakış nakış işleyen ve inceleyen tasavvuf, bu hassasiyeti konuşma üslûbunda da göstermiştir.

Eyvallah, üç ayrı kelimeden oluşan Arapça bir cümle. ‘Ey’ veya ‘-iy’, ‘evet, tabii’ gibi anlamlara gelir.

Bilhassa vav’la beraber kullanıldığında dilimizdeki ifadesiyle ‘aynen öyle, tastamam’ gibi manaları içine almaktadır.
‘Tamam, peki’ manasına pratik Arapça’da halihazırda ‘eyva’ şeklinde söylenişine halkımız aşinadır.

Bazen ayvaa olarak müstehzi bir edayla fevkalade kötü taklitlerini de duyduğumuz bu kelam esasında Allah lafzı düşünülerek bizdeki eyvallah’ın Araplardaki söyleme tarzıdır. Okumaya devam et “Eyvallah”

Türkiye ve Geleceği Siyaset Üstü Bir Bakış Açısı

Ülke meselelerini konuşmayı her Türkiye Vatandaşı gibi çok severim. Malum bu ülkede yaşıyoruz onunla ilgili konuşmamız gayet olağandır.

Fakat ufak bir farkla: laf olsun diye, sinirliyim diye  konuşmak yerine somut fikirleri konuşmayı yeğlerim. Boşa kürek çekmektense doğru ana kadar susmayı tercih ederim.

Geleceğe dair çözümler üretmeyi severim. Sanırım bu özelliğim girişimci ruhumdan geliyor.

 

Türkiye bir devlet. Bir devlet farklı organlarla yönetilir ve var olur. Alanlarına göre bakanlıklar, kurumlar ülkenin işleyişini idare ederler.

Bu organları ayrı ayrı incelemenin yazının anlaşılırlığını kolaylaştıracağını düşünüyorum. Bu sebeple yazıyı bölümler halinde yazdım.

Okumaya devam et “Türkiye ve Geleceği Siyaset Üstü Bir Bakış Açısı”

Mesnevi (Başlangıç)

Mesnevi

Kitabın öğrenmenin yanındaki etkisi konusunda şurada konuya kısaca değinmiştim.

İnsan beynini beslediği gibi ruhunu da beslemelidir.

Düşüncesinden yola çıkarak aldığım diğer kitapların yanında  Mesnevi ‘nin tam ciltli halini “dayanamayıp!” aldım. Evet dayanamadım çünkü içimdeki okuma isteğini bu ara bastıramıyorum.

Ben Mevlana’nın alıntılarla büyüdüm. Anadolu ve çevresinde yaşıyorsanız Mevlana ‘dan etkilenmeden büyümeniz mümkün değildir fakat gerçek anlamda onu keşfetmek çok başka bir şeydir.

Kitaba yeni başladım diğer kitaplara nazaran Mesnevi konusunu tek bir yazıda ele almayacağım okudukça ve öğrendikçe yeni başlıklar ile yazacağım.

Ne derler: Akıl defter olsaydı defter icat edilmezdi, akıl kitap olsaydı kitap icat edilmezdi.

Başarı, Başarısızlık ve Tereddüt

Başarısızlığı tatmamış başarılı insan yoktur.

Çevremde çok insan görüyorum ve başarısızlıklardan dem  vuruyorlar. Bunu yapmayın, neden mi;

1- İnandırıcı olmuyorsunuz,

2- Başarısızlığın ne olduğunu bilmiyorsunuz,

3- Başarıya ulaşmanın yolu bu düşünce biçimi değil.

Başarısız olduğunu kabullenmek gerekir ve başarısızlığı tecrübe olarak görerek yola devam edilmelidir. Başarısızlık bize neyi nasıl yapmamamız gerektiğini öğretir bu sayede aynı hatayı yapmaz veya yapabileceğimiz bir çok hatayı görmüş oluruz. Tecrübe bize olgunluk getirir. Bu düşünce biçimini ne kadar erken kabullenirsek o kadar kısa zamanda olgunlaşır ve profesyonel bir biçimde işler yapabiliriz.

Sadece iş olarak da düşünmemek gerekir. Hayatın kendisi de başarı ve başarısızlıklarla doludur. Her alanda başarısızlıklarla karşılaşabilirsiniz. Bu sizi yıldırmamalı aksine önünüzü açacak tecrübelerle sizi donatmalıdır.

Birde illet bir hastalık vardır. Tereddüt. Ben hastalık diyorum sizler başka bir isim ve ünvan takabilirsiniz. Tereddüt tembellikten bile beterdir. Tembel olmak tereddütlü biri olmaktan iyidir. Tembelseniz bir şeyi geç yapabilirsiniz fakat tereddütlü olunca isterseniz çalışkan biri olun istediğiniz şeyi yapamaz yada hedefinize ulaşamazsınız. Çok kötü bir huy, düşünce biçimi ve hastalıktır.

Tereddütten kurtulmak için cesur olmak gerekir. Başarısızlıktan korkmadığınız gibi tereddütten de korkmamalı ve üstüne gitmelisiniz.

Ancak böyle aşabilirsiniz.

Cesur olun hangi konu olursa olsun. Tereddüt etmeyin. Başarısız olabilirsiniz. Fakat tereddütlü biri olmayın.

Hayat zaten zor birde kendimize ön yargılar edinerek bu hayatı daha zorlaştırmayalım.

Sevgiler.

Psiko-Reklam

Psiko-Reklam’ın ne olduğunu anlatmadan önce psikoloji ve reklamın kısa tanımlarını yapalım.

Psikoloji: Davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır.

Reklam: İnsanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan duyurudur.

Reklamları psikolojik bir deney gibi düşünürseniz bahsetmek istediğime yaklaşırsınız.

Özellikle görsel ve görsel-işitsel reklamlarda yapılan bu eylem insan davranışlarını teknolojinin son nimetlerini kulanarak insanların düşünce biçimlerini değiştirmeye çalışmaktadır. Psikolojik olarak donanımlı olmayan birey bu yöntem sayesinde farkında olmadan ve bilinçsiz bir biçimde reklamı yapılan “şey”in tutkusuna ve etkisine kapılarak parasını reklamı yapılan şeye harcar.

Çok az televizyon izlediğimden mütevellit bazen televizyon izlediğim sıralarda karşıma çıkan reklamların temelinde neler olduğunu görmem zor olmuyor. Fakat düzenli ve sürekli televizyon izleyen birisi için reklamlara ve reklamların kendisine karşı psikolojik etkilerini görmesi çok zor.

Peki bu durum ne kadar etik?

Elbette bu durum tamamen etik değil fakat reklam yapılmadan bir ürünün satılması da mümkün değil.

Sizlerde takdir edersiniz ki bir durum yasal olduğu sürece yapılan şeyin etik olup olmaması önemli değildir.

Önemli olan kazanılan ve kazandırılan paradır. Bu reklamların geri dönüşüm oranları dikkat edilmesi gereken asıl noktalardır. Hangi reklam biçimi en yüksek geri dönüşü sağlıyor ise o reklam biçiminin daha çok kullanılması kaçınılmaz son olmaktadır.

Okumaya devam et “Psiko-Reklam”

PKK Çoklu Bir Problemdir

Burada siyasi, politik bir içerik girmeyeli uzun zaman olmuş.

Ama toplumsal etkisi olan olaylar ve herkesi ilgilendiren bu konular hakkında bir kaç sene içinde asker olacağımdan bir kaç söz söylemeye fazlasıyla hakkım var.

PKK çoklu bir problemdir, sadece bir terör örgütü değildir. Tetikçi ve iç isyan çıkarma peşinde olan bir topluluktur.

T.C. Hükümeti dağda kalması için erzak göndermediğine göre PKK dışarıdan kesinlikle yardım almaktadır bunu hem istihbaratımız hemde devletin tüm kademesi adı gibi emin biliyor.

Hâl böyle olunca dışarıdan yardım alan bir terör örgütü elbette babasının hayrına bu yardımları almaz karşılığında bir şeyler yapması istenir. Nedir? Okumaya devam et “PKK Çoklu Bir Problemdir”

Türkiye’de Bilişim ve Devlet Politikaları


Sansürün Çözümü için 2 Yol Var.

Değişik kırılmaların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz bu kırılmaların bir kısmı vatandaşın lehinde bir kısmı aleyhinde. Devletin ortaya çıkardığı denetleyici “hasta” tutum bizi bizden koruyacak radde gelmiş bulunmakta. Karşıt tepkinin oluşmayacağını düşünseler dışarıya interneti tamamen kapatacaklar. Abartıyor gibi görünsem de ortaya konulan uygulamalar bize bu sonucu getiriyor.

Şimdi bu problem neden ortaya çıkıyor? Problem siyasette mi yaşanıyor yoksa devlette mi?

Bana kalırsa durumun siyasetle ilgisi olmakla birlikte siyasetin devlet tutumu üzerinde büyük etkisi yok.  Devlet vatandaşı için karar alıyor gibi görünse de bilişim konusunda “bilgi” yetersizliğini trajikomik bir biçimde ortaya koyuyor, bize yarar sağlayacağına zarara veriyor. Hani ne derler “kaş yaparken göz çıkarıyor”. Uzman kişilerden rapor almadan yada uzmanları dinlemeden aldıkları sansürleyici  kararlar bahsettiğim konunun ispatıdır.

Devlet kurumları haklarımızı, hürriyetlerimizi korumak ve T.C. yasalarını uygulamakla yükümlüdür. Evet bu konuda katılıyorum yasaların “eksiksiz” bir biçimde uygulanmasını tüm yüreğimle destekliyorum fakat yasaların “çarpık” bir biçimde kullanıldığını görünce bu destek aşkınız sönüyor.

Devlet kurumları bilişimi, interneti ve dünyada uygulanan ar-ge felsefesini doğru algılamamışa benziyor öyle olsaydı şu anda bu problemleri yaşamıyor olurduk.

Devlet  “yasalarca” gerçekleştiğini düşündüğü suçların internetin doğası olduğunu ve T.C. topraklarında yaşayan toplumunun internetteki toplumla bir tutulamayacağını kavrayamıyor. Okumaya devam et “Türkiye’de Bilişim ve Devlet Politikaları”

Türkçe ve Tipografi

Türkçe Karakterlerin Eksikliklerine Bakınız. Şekil.1

Türkçe tipografideki ana problem tr-karakter font uyumsuzluğundan kaynaklanıyor. Alman, Fransız, Amerikan fontlarının Türkçe karakterlere uyarlanmış biçimlerini kullanarak kendi sanatımızı yapmaya çalışıyoruz. Türkçe Tipografi için kendi font biçimlerimizi geçte olsa düşünmemiz gerekiyor. Ş harfinin altında yer alan sarkaç neden altta olmak zorunda? Yada Ş harfini farklı nasıl ifade edebiliriz. Okumaya devam et “Türkçe ve Tipografi”