Tek Düzeliğin Çılgınlığı

İnsan var; yaşamak için yaşar, insan var; yaşamak zorunda olduğu için yaşar.

Hangisi Sizsiniz ?

Bugün ölecek olsanız gerçekte  yapmak istediğiniz şey şu anda yaptığınız şeyden farklı ise siz yaşamak zorunda olduğunu düşünenlerdensiniz. Fakat gerçekten yapmak istediğini yapan ve ohedefler doğrultusunda hayatını yönlendiren birisiyseniz helal olsun siz ne istediğnii bilip yaşayanlardansınız. Fakat insanoğlunu bu iki kutup ile yorumlayarak sınıflandırmak yeterli midir ? Keşke yeterli olsaydı fakat değildir.

Ne istediğini bilen fakat istediği şeyin kendisine empoze edilen bir gerçek olduğunun farkında olmadan yaşayanlarda vardır.

Hayatta yaptığınız şeyler gerçekten yapmak istediğiniz şeyler mi ?

Kütüphaneci

Adamın birisi normal ve sıradan bir hayat sürüyormuş  kütüphaneci olarak  şehrin halk kütüphanesinde çalışıyormuş.

Günlük kütüphaneye 10-15 kişi ya geliyor yada gelmiyormuş şehrin nüfusunun azlığından dolayı bu rakamlar bile iyi olduğu söylenebilir toplum içerisinde okumayı seven insanların az oluşu yada okumaktan ziyade bir konuyu araştırmayı üşenen insanların çokluğundan dolayı kütüphanelerin değerinin düştüğünü düşünüyormuş. Fakat zaman içinde bir karar vermiş ve insanların kitap okumalarını arttırmayı ve kütüphaneye daha çok gelmelerini sağlamayı hedeflemiş.

işte hikaye tam burada başlıyor; Okumaya devam et “Kütüphaneci”

Gizli Hayranlar

İnternet hayatımıza bir çok farklı sosyolojik ve toplumsal kavramlar sokuyor. Bunun isimlerini şu anda koymuyor olsak bile gittikçe sanallaşan ticari ve sosyal ortamlar sayesinde ileride bu konuda kitaplar dahi yazılacaktır. (nitekim yazılmışları var)

İnternet ve sosyolojik konularla ilgili sayfalarca yazı yazmak mümkün fakat bu yazıda sadece Gizli Hayranlar konusunu işleyeceğim. Okumaya devam et “Gizli Hayranlar”

Bir Küçük Kız

Bir küçük kız varmış ve hayatını tutkularıyla düşünceleriyle geçirmiş dışarıda yaşanan hayatı izlemiş ve gördükleri göreceklerini düşündürmüş sonra okumuş ve okurken etrafındaki arkadaşlar onun için birer hikaye gibiymiş zaman akmış geçmiş lise yıllarında pek dost edinmemiş fakat güzelliği pekte fena değilmiş etrafındaki arkadaşları onun güzelliği ve fiziksel çekiciliğiyle etkilenmekteymiş. Kız lise yıllarında bu durumun farkına varmamış sonra üniversite sınavlarına hazırlanmaya başlamış liseyi normal bir biçimde bitirdikten sonra normal bir biçimde hazırlanarak normal bir üniversitenin normal bir fen bölümünü kazanmış. Okumaya devam et “Bir Küçük Kız”

Algı

(Os. İdrak, Şuur, Teferrüs, Fr. Perception, Al. Perception, Wahrnehmung, Empfindung, Erfassung, İng. Perception, İt. Percepzione) Nesnel dünyayı duyular yoluyla öznel bilince aktarma.

1. Etimoloji : Algı terimi, dilimizde de, Batı dillerinde de olduğu gibi almak kökünden türetilmiştir. Batı dillerindeki perception terimi, Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden gelir, ilkin Latinceye aynı anlamda capere sözcüğüyle geçmiştir. Okumaya devam et “Algı”

Seçimler

İnsan seçim yaparak bir çok yaşam anını ölümsüzleştirir.

Kelimelerin yetmediği yerde bu tür buğulu fikirler kafamızda belirebilir fakat uzun uzadıya anlatacak olursak seçim yapmak nedir ? insan seçmeli midir? yada neyi seçmelidir ?

Son 100 yıl içerisinde gelişmiş olan sosyal bilimler bize gösteriyor ki insan var olduğu çevrenin içerisinde etkileşimde bulunduğu kadar bireysel kişiliği ile seçim yaparak farklı istek ve yaşantılarını yönlendirip şekillendirmektedir.  Yolda yürürken,  güzel birşeye bakarken, bir malı satın alırken, kendi kendinize ıslık çalarken bile sürekli seçim halindesiniz peki bu seçimlerinizi neye göre belirliyorsunuz ? Okumaya devam et “Seçimler”

iyiliğin sahte yüzü

Gün içerisinde yaşadığınız hayatın ne kadar farkdındasınız ? İnsanların sizin hakkınızdaki görüşlerini ne derece biliyorusunuz ve bunların doğruluklarına ne kadar inanıyorsunuz ? 

Son zamanlarda en çok merak edip uygulamalı olarak denediğim bir konudur.

Örneğin: Erdem ve onurun yüzyıllar önce öldüğünü söyleyen birisine rastladığınızda o kişinin nasıl bir tutum içerisinde olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerektir. Bir kişi kendini olmak istediği şeye yada olmak zorunda olduğu şeye inandırır. Yaşadığı dünya insan için bir kafes gibi görülebilir yada akıp giden zamanda sağa sola savrulunan bir yer yada kaderine mahkum bir hayat ne olursa olsun inancın derinliği ne derece var ise insan inanmak istediğine inanır hatta kendisini hastalık derecesinde hipnotize eder.

İnsan söyledikleri ve söylediklerinin içerisinde imâ ettikleriyle iletişim kurar bir kişiyle sohbet ederken o kişinin söylediği sözlerden ziyade o sözlerin söyleniş tonuna ve gerçekçiliğine bakarsınız bunu ister bilinçli olarak yapan birisi olun, isterseniz bilinçsiz olarak yapan birisi olun bundan etkilenmeniz kaçınılmazdır.

Deneme I

İnsanın bencilliğinin sebebi nedir ? 

Tarihin insanın üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir toplumları değiştiren yegane şey tarihi ve yaşadığı olaylardır insanlar olaylar karışında kayıtsız kalamayıp davranışlarını değiştirmektedirler savaşlar insanı üzer ya kabuğuna çekilmesini yada sertleşip daha soğuk bir varlık olarak devam etmesini sağlar ve bu davranış biçimi nesilden nesile aktarılamya çalışır. “benim zamanım…” diye başlayan cümlelerden geçmiş ve gelecek dersi verileceğini açıkça anlayabilirsiniz. Peki insanın bencilliği yaşadığı olayların yüzyıllardır kendisine yansıması olarak mı ortaya çıkmıştır ? yoksa zaten var olan bir içgüdünün dışavuru mumudur ?

Bunu kesin olarak bilebilmenin bilimadamları açısından bile halen imkansız olduğunu varsayarsak burada anlatılacaklar basit gözlemlerin yazıya dökülmüş hali olarak karşınıza çıkması diyebiliriz. Okumaya devam et “Deneme I”